Türkiye ekonomisinin yüzde 9,9 büyüyerek geçen yılın dünya rekorunu kırdığı açıklandı. Devlet Bakanı Babacan ülkenin son 40 yılın en yüksek büyüme hızını yakaladığını ve kişi başına düşen gelirin 4 bin dolar üstüne çıktığını dün sevinç ve gururla duyuruyordu. Halkın bu haberi ne tür ruh hali içinde değerlendirdiği sorusuna haber toplantısı sırasında bir arkadaşımız fıkra ile cevap verdi: Boksör ikinci raund bittikten sonra kan revan içinde köşesine çöktüğünde antrenörü "Çok iyi gidiyorsun aslanım, devam" demiş. O da yılgın bir ifadeyle sormuş: "İyi gidiyorsam beni kim dövüyor?!" Son üç yılın rakamları sürekli olarak ve hızlı bir tempoda zenginleştiğimizi işaret ediyor. Bir yıl içinde 644 bin kişinin işe girmiş. Bu tablo hayatın fotoğrafı olsa halkın bayram etmesi gerekirdi. Oysa krizlerde kaybolmuş olan orta sınıf, işsizlik ve geçim sıkıntısı içinde dayak yemeğe devam ediyor. Bu kadar büyüdüysek haberimizin olması lâzım gelmez mi? İktidara uyarı.. Bazı ekonomistler bunun biraz daha zaman alacağını söylüyorlar. Çünkü iktidar doğru yoldadır. Tutarlı ve disiplinli mali politikalar eşliğinde yapısal reformların hayata geçirilmesi enflasyonla mücadelede basan getirmiş, bu da faizlerin düşmesini ve yatırımlarının artmasını sağlamıştır. Fakat bazı ekonomistler de büyümenin asıl tüketim ve ithalâttaki genişlemeden kaynaklandığını, sağlıklı olmadığını düşünüyor ve istihdam yaratan inşaat, tanm ve fınans gibi sektörlerdeki durgunluğa iktidarın dikkatini çekiyorlar. TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu önemli bir uyan yaptı: "En yüksek büyüme ithalât vergisinde gerçekleşti. Ara malı ithalâtı (67 milyar dolar) tüm ihracat rakamımızı (63 milyar dolar) geride bıraktı. İşsizlerimiz iş bekliyor. Oysa biz örneğin iplik ithal ederken Çin, Hindistan ve Pakistan'dan istihdam da ithal ediyoruz. Büyük tehlikedir bu, tedbir alınması lâzım.." İyi yoldayız ama Biz "bardağın yarısı boş" diye dövünenlerden değiliz. Bardağın yansının dolduğunu biliyor ve rakamlarla kanıtlandığını görüyorsak bunun verdiği morali desteklememiz gerektiğini düşünürüz. Kötümserlik heves kırar. Umutlanmayı, kendimize güven duymayı hak ediyoruz. Ama düğün, bayram yapmak için de henüz sebep yok. Büyümeye devam etmek zorundayız. Olmayan bir şeyi paylaşamayız. Ama şu da bir gerçek ki büyümeyi sağlam kaynaklara dayandırmak ve adaletli bir biçimde paylaşmak gerekiyor. Sosyal adaleti gerçekleştirmenin en onurlu yolu istihdamdır. İktidar önümüzdeki dönemin politikalarını oluştururken işsizliği gözeten büyümeyi hedeflemelidir.
Güngör MENGİ (Milliyet)

| < Önceki | Sonraki > |
|---|






